Stoacılık ve Rasyonel Terapi

Sokrates öncesi antik Yunan düşüncesinde filozoflar genelde doğa felsefesi üzerine
yoğunlaşırken Sokrates’in insani problemleri gündeme getirerek erdem ile yapılandırdığı
ahlakı epistemik bir temele oturtma çabaları ile başlayan insan felsefesi daha sonra ortaya
çıkacak olan stoa felsefesinin de temelini oluşturmaktadır. Epiktetos, Sokrates ve Diogenes’i
kendine örnek almış ve onlar gibi düşüncelerini pratik yaşantısı ile somutlaştırmış bir
fılozoftur. Kendini, fakir topal bir köle fakat Tanrının sevgili bir kulu olarak tanımlayan
Epiktetos, yeryüzünde olup biten her şeyi iradi ve irade dışı olmak üzere ikiye ayırır. Duygu,
düşünce, yaşantı, arzu, nefret ve eğilimler, kısaca tüm insan eylemleri iradidir ve insan bu
açıdan doğal olarak özgürdür, hiçbir şey insanın bu açıdan özgürlüğünü engelleyemez.
Stoacılıkta özgürlük Sokrates’e dayanmaktadır ve Epiktetos, özgürlüğü her aklına
geleni yapabilme gücü olarak değil, insanın kendine yönelmesi ve mutlu olabileceği
eylemlerde bulunabilme iradesi olarak tarif eder. Mutluluk (eudaimonia) ise insanın hayvani
arzular peşinde koşması ile elde edebileceği bir şey değil kendi iç dünyasına yönelerek akli
eylemlerde bulunmasıdır. Eğer bir eylem insanın doğasına uygun değilse bu insanın
mutluluğuna da ters düştüğü anlamına gelmektedir. Bu ilkeler Sokrates’in felsefesinde de
mevcuttur. Epiktetos, Sokrates gibi yaşama ve doğaya karşı fantastik bir iyimserlik ile
yaklaşır ve yaşam koşulları ne olursa olsun doğaya uygun davranan insanların ‘iyi’ olduğunu
ve bütün iyi insanların da mutlu olduğunu vurgular.

Helenistik dönemin ünlü düşünce akımı Stoa felsefesi, bireyi, özyeterlilikleriyle
geliştirilmesi ve gerçekleştirilmesi gereken bir varlık olarak kabul etmiştir. Bu söylemiyle
stoacılık hümanistik psikolojinin “kendini gerçekleştirme” kavramıyla uyumludur. Bu özerk
ve birey olma kimliğini taşıyan insan, dünya vatandaşlığını ve insanların kardeşliğini
onaylayan, evrensel bir varlık olma niteliğini de içinde barındırmaktadır. Çünkü Stoa
felsefesinde bireysellik ve dünya vatandaşlığı iki başlı dev olarak bir arada bulunurlar.
Helenistik dönemin ünlü düşünürü Epiktetos ise, insan aklının düzenleyici rolünü, öz
yeterlilikleri gelişmiş olan insanın erdemli olma niteliğiyle eşleştirir. Bu erdemli olma düzeyi
ise insanın mutlulukla ilgili duygu düzeyiyle yakından ilişkilidir.
Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (BDT) bir çeşidi olan Rasyonel Duygucu Davranışçı
Terapi (RDDT) diğer psikoterapi yöntemlerine göre felsefeden daha fazla yararlanmıştır.
Stoacılık felsefesi Dr. Albert Ellis’in RDDT kuramına ilham kaynağı olmuştur. RDDT’nin
felsefi kökenleri Stoacılık okulundan Epictetos ve Marcus Aurelius’a kadar uzanmıştır. Ellis
kuramını Epictetos ve Aurelius’un görüşleri doğrultusunda şekillendirmiştir. Kısaca
Stoacılık’tan etkilenen RDDT insanların nesnelerden ya da olaylardan değil onları
değerlendirme şekillerinden dolayı rahatsızlandıkları görüşünü benimsemektedir.

Kitap Önerileri
Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler
Epiktetos – Kılavuz Kitap

Kaynakça
Ahmet Cevizci, Etiğe Giriş, (Paradigma Yayınları, İstanbul, 2002), s. 58.
Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi Uygulamacısının Bir Kılavuzu, Nobel Akademik
Yayıncılık.

Derleyen; Psikolog Yeliz Yalvaç

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish