Psikolojik İyi Oluş

Ruh sağlığı yerinde bir birey hangi özelliklere sahip olmalıdır? Kimlere ruhsal açıdan sağlıklı denebilir?  Dünya Sağlık Örgütü, ruh sağlığını, “bireyin kendi yeteneklerinin farkında olması, yaşamında oluşan stresin üstesinden gelebilmesi, iş yaşamında üretken ve faydalı olabilmesi ve yetenekleri doğrultusunda toplumuna katkı yapması’’ olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımda, bireyin ruhsal hastalıklarının olmamasının yanında, kendini bilen, stresle başa çıkabilen, üretken ve çevresine katkıda bulunabilen bir birey olması durumunda ruh sağlığının iyi kabul edilebileceği belirtilmektedir.

Psikoloji literatürünü incelediğimizde bu konuyla ilgili psikolojik iyilik hali üzerinde çalışmalar yapılmış olduğunu görürüz. Psikolojik iyi oluş, yaşamda karşı karşıya kalınan varoluşsal meydan okumaları (anlamlı amaçları sürdürme, kişisel gelişim ve diğerleri ile nitelikli ilişkiler kurma gibi) yönetme olarak açıklanmıştır. Kişinin yaşamındaki pozitif işlevselliği ifade etmektedir. Eudaimonism yaklaşımına göre iyi oluş; bireyin iç-görü kazanması, kendini gerçekleştirmesi ve yaşamda tam olarak fonksiyonda bulunması olarak tanımlanır (Waterman, 1993). Aristoteles’e göre iyi oluş, mutluluk, iyi hissetme ya da ihtiyaçlarını tatmin etmek değildir. Erdemli olmakla ilişkilidir ve insan ancak özüne dönerek onu bulabilir. Psikolojik işlevsellik insanın önce kendini bilmesiyle daha sonra da olduğu şeye dönüşmesiyle mümkün olur (Ryff, 2014; Ryff ve Singer, 2008).

Ryff’ın (1989) ileri sürmüş olduğu psikolojik iyi oluş modelinde altı boyut bulunmaktadır. Bunlar; öz-kabul, diğerleri ile pozitif ilişkiler, özerklik, çevresel kontrol, yaşam amacı ve kişisel gelişimdir. Psikolojik iyi oluş ile ilgili anahtar kavramlar, insan gelişimindeki görev ve zorlukları ortaya koyan gelişim teorileri; kendini gerçekleştirme, olgunlaşma, tam işlevsellik ya da bireyselleşmenin ne olduğunu ortaya koyan klinik açıklamalar ve ruh sağlığının olumlu kriterlerinin belirleyicilerinden elde edilmiştir (Ryff, Magee, Kling ve Wing, 1999).

Psikolojik iyi oluşun ilk boyutu “kendini kabuldür” . Kendini kabul, bireyin kendisiyle barışık olması, bütün olarak kendinden hoşnut olması ve geçmiş yaşantısını kabullenebilmesi gibi anlamlara gelmektedir. bu boyut, özsaygıyı, kendini sevmeyi ve özgüveni de içermektedir. Kendisini ve bir bütün olarak yaşamını kabul eden kişi çok “şikayet” etmez. Olumlu ruh haline sahiptir, yaşam sevinci yüksektir ve kendisini güçlü hisseder.

İkinci boyut, “diğerleriyle olumlu ilişkiler” şeklinde ifade edebiliriz. Ruh sağlığı yerinde olan kişinin belirgin özelliklerinden birisi uyumlu olması ve çevresindeki insanlarla, derin, doyurucu ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesidir.

Psikolojik iyi oluşun üçüncü boyutu ise, yaşam amacıdır. Yaşamda bir anlam ve amaç bulmak, varoluşsal anlamda bireyin  karşısında duran ve çözülmesi gereken en zorlu problemlerdendir.  Çünkü anlamlı bir yaşam sürmek, bireyin ruhsal anlamda da iyi olduğunu gösterir. Herkes hayatının bir bölümünde  “Hayatın anlamı nedir?”, “Neden yaşıyorum?”, “Yaşamı sürdürme nedenlerim nelerdir?” gibi soruları kendisine sorar. Bu tarz sorulara cevap vermek göründüğü kadar kolay değildir. Zaten o yüzden derler ki “Hayatın anlamı nedir diye sorma; hayatımın anlamı nedir? diye sorgula”. Gerçekçi bir yaşam amacı bulan kişiler, bunu gerçekleştirmek için gerekli yaşam enerjisini de bulacaklardır. Bu bir anlamda yaşama tutunma nedenleri ya da yaşamı sürdürme nedenleridir. Bu nedenler ne kadar çoksa birey yaşamak için kendisinde o kadar çok güç bulacaktır.

Başka bir boyut ise, bireysel gelişimdir. Bu başka kaynaklarda, “entelektüel iyi oluş” olarak da geçer. bireyin gelişime, değişime ve deneyime açık olmasını ifade eder. Bireysel gelişim boyutunda iyi olanlar, yeni deneyimlere ve öğrenmelere açık bireylerdir. Yaşamı bir öğrenme süreci olarak görmektedirler, merak duyguları fazladır. Sanatsal, kültürel ve sosyal etkinliklere karşı ilgileri vardır. Okurlar, öğrenirler, seyahat ederler ve bitmeyen bir entelektüel açlık içindedirler.

Psikolojik iyi oluşun bir diğer boyutu da, “özerkliktir.” Özerklik temel olarak, bireyin kendi kararlarını kendisinin alabilmesini ve karar almada kendisine güvenmesini içermektedir. Özerklik düzeyi yüksek birey, sosyal baskılara boyun eğmez. Yaptığı şeyleri daha çok çevre için değil de kendisi istediği için yapmaktadır. Yani büyük oranda içten denetimlidir, “başkaları ne der” sorusuyla çok ilgilenmez.

Son boyut ise, “çevresel hakimiyettir.” Çevresel hakimiyet, bireyin yaşamını etkin bir şekilde yönetebilmesi ve günlük yaşamın stresiyle başarılı bir şekilde baş edebilmesi durumudur. Çevresel hakimiyet düzeyi yüksek bireyler, etraflarındaki olanakların farkındadırlar ve bunlardan etkin bir şekilde yararlanırlar. Günlük olayları yönetme de başarılıdırlar.

Psikolojik iyi oluş düzeyleri yüksek olan kişilerin düşük olan kişilere göre daha işlevsel bir hayat yaşadıkları düşünülebilir. Psikolojik iyi oluş ve kişilik arasındaki ilişkilere bakıldığında, öz kabul, çevresel hâkimiyet ve yaşam amaçlarının; nevrotizm, dışadönüklük ve sorumlulukla, bireysel gelişimin; deneyime açıklık ve dışadönüklükle, diğerleriyle olumlu ilişkilerin; yumuşak başlılıkla, özerkliğin ise nevrotizmle ilişkili olduğu görülmektedir.

Uzm. Klinik Psk. Merve Cansu Çavuş

 

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish