Pozitif Psikolojinin Temelleri

Geleneksel psikoloji anlayışı ve modern anlayışta psikoloji, kişinin olumsuz ve güçsüz yanlarına odaklanarak çözme eğiliminde olan bir bilim dalı olarak bilinir. Bu şekilde temellenen yaklaşımlar sorun odaklı yaklaşımlar olup; bireyi, ‘anormal’ diye tabir edilen durumlardan çıkarıp ‘normal’ olarak adlandırılan durumlara ulaştırmayı amaçlamaktadır. Burada göz ardı edilmemesi gereken nokta, psikolojinin sadece ‘anormal’ durumlarda müdahale eden ve bunları çözüme kavuşturmaya çalışan bir bilim olarak algılanmasıdır.

Pozitif psikoloji, medikal modeli ve sorun çözme odaklı yaklaşımı temel alan klinik psikolojiyi reddetmez ve gerekli olduğunu kabul eder. Fakat psikolojinin tek taraflı olarak bu alana eğilmesini eleştirir. Olumsuza odaklanıldığı kadar olumlu olana da odaklanılması gerektiğini söyler (Gable ve Haidt, 2005). İnsanları eksi düzeyden artı düzeye taşıyan klinik psikoloji insanlığa büyük katkılar sunmasına rağmen, daha değerli ve yaşanabilir hayat için yeterli önerilerde bulunamamıştır (Seligman ve Csikszentmihalyi, 2000). Bu sebeple de pozitif psikolojiye ihtiyaç duyulmuştur.

Pozitif psikoloji temelleri 2. Dünya Savaşı öncesinde atılmış ve ilk örnekleri bu dönemde verilmiş bir alandır. 2. Dünya Savaşı’ndan öncelerde psikolojinin; zihinsel hastalıkları tedavi etme, hayatı insanlara daha verimli ve doyurucu kılma, yetenekleri tanımlama ve geliştirme üzerine 3 misyona sahip olduğu belirtilmektedir. Pozitif psikolojinin ilk örneklerine bu dönemde Terman, Watson ve Jung’un çalışmalarında rastlamaktayız. Terman’ın çalışmaları yeteneklilik ve evlilik mutluluğu üzerine; Watson’ın çalışmaları etkili anne babalık üzerine ve Jung’un çalışmaları yaşamın anlamını keşfetme ve araştırma üzerine olmuştur. Pozitif psikoloji, geleneksel psikoloji anlayışının normal insanları ihmal ettiğini belirten, psikolojinin ‘normal’ insanlara ve güçlü yönlerine de en az patoloji durumlarında gösterdiği önemi göstermesi gerektiğini söyleyen, psikoloji bulgularının insanları, nasıl daha normal, daha mutlu ve daha iyi olabileceklerini öğretmek için uygulanması gerektiğini vurgulayan ve ilk kez 1999 da Martin E.P. Seligman tarafından öne sürülen psikoloji yaklaşımıdır. Pozitif psikoloji, bozuk olanı tamir etmek kadar, en iyiyi oluşturmayı; hastalıkların iyileştirilmesi kadar, sağlıklı insanların yaşamlarını daha tatminkar hâle getirmeyi hedeflemektedir. Seligman, pozitif psikolojinin 3 amacının olması gerektiğini belirtmiştir.
Bunlar;
1- Psikolojinin insanların zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği,
2- Psikolojinin insanların hasarlı yanlarını iyileştirmeye çalıştığı kadar aynı zamanda güçlü yanlarıyla da ilgilenmesi gerektiği,
3- Psikolojinin hayatta iyi şeylerle ilgilenmesi gerektiği ve ‘normal’ insanların hayatlarını tatmin olacakları hâle getirmeye çalışması gerektiği, aynı zamanda deha ve yüksek yetenekleri geliştirmeğide hedeflemesi gerektiğidir.

Pozitif psikoloji insanların karakter güçlerine odaklanır ve bunları geliştirmeyi hedefler. Karakter güçleri ve pozitif tecrübeler, yaşam doyumu için pozitif psikolojinin temel endişeleri olarak yer almaktadır.

Temel amacı, bireyin davranışlarını anlamak olarak nitelendirilebilecek psikoloji biliminin, gerçek anlamda davranışın ardında yatan sebepleri anlayabilmesi için insan doğasının pozitif tarafına da dikkati etmesi gerekir. (Sheldon ve King, 2001). Bu anlamda pozitif psikoloji dengenin sağlanması insanı anlama ve anlamlandırma konusunda psikoloji bilimine önemli katkılar sağlayacaktır.

Klinik Psikolog
Cansu Çavuş

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish