Kendine Zarar Veren Kişilik Bozukluğu

Bu ismin hikayesi oldukça ilginçtir. İlk olarak, 1987’de DSM-III’te “kendine zarar veren kişilik bozukluğu” (self-defeating personality disorder) olarak yer almıştır fakat ekler kısmında “henüz emin olunamayan” ve “daha çok araştırılması gerek” ibareleri yer alıyordu. Daha sonra DSM-IV’te “negatif kişilik bozukluğu” diye geçti ancak yine eklerde yer alıyordu. Sonrasında ise “bağımlı kişilik bozukluğu” olarak belirlenmiştir.

Bu bozukluk işyerlerinde de kolayca gözlenebilir. Kişiler, kişilik bozukluğu dünyasının fedakar ve kendinden çok feragat eden kesimleridir. Hayatın anlamını diğer insanlara hizmet etmekte bulurlar, onları tatmin ederek kendileri tatmin olurlar. Başkalarının ilgisini hak etmediklerine inanabilir, sevgisine layık olmadıklarını düşünebilir ve bu yüzden kazanmak zorunda hissederler. Diğerleri için uzun süre çalışırlar ve ilişkilerinde her şeylerini feda ederler. Teşekkür edilmesini istemez ya da ilgi beklemez, iltifat ve övgülerden rahatsız olurlar. Suçlu gibi görünebilir ve çok ihmal edilirler, bu da acıya ve kafa karışıklığına sebep olur. Hayatı adil görmez ve kendilerinden daha şanssız olduklarına inandıkları kişilere yardım etmeyi amaç edinirler. Stres altında iyilerdir ancak sürekli yok sayıldıklarında içerleyebilirler.

Geniş açıdan bakarsak, bu kişiler, iş söz konusu olduğunda iyilerdir. Çok çalışan, saygılı, uyum sağlayan kişilerdir ancak işlerinin değeri ve anlamı hakkında da çok endişelidirler. Güvenilir, sadık, talep etmeyen ve zorlayıcı olmayan çalışanlardır. Ancak nadiren kendi potansiyellerini fark ederler ve diğerlerine karşı olan minnettar tavırları değişebilir. Kendine zarar veren bu kişiler, nadiren bir yönetici ya da lider olurlar ancak kendilerini adadıkları ve sadık oldukları için orta düzeydeki yönetici pozisyonunda bulunabilirler.

Fakat kaçınılmaz olarak görev ve disiplinle çok problem yaşarlar. Ciddi olarak çalışanların memnuniyetsiz ve düşük performansa sahip olduklarını düşünebilirler. Küçük de olsa belli bir kesimi, çalışanların da aynı şekilde fedakar olmasını ve böyle davranmasını isteyebilir. Çünkü başarı ile problemleri vardır, sahtekârlık sendromundan mustarip olup bilinçli ya da bilinçsiz kendilerine zarar verirler. Başka insanların istismarına da açıktırlar. Ayrıca cömert oluşları, onları daha çok mazoşist yapmaktadır.

Bu durumlarla başa çıkmak için de bazı ipucu sunarlar; İlk olarak, onlar yaptıkları şeylerin önemsiz olduğunu söyleseler de, bu insanların yaptıklarının farkına varın ve hatırlayın. Belki iltifattan çekinirler ama içten içe sizin onlarla ilgilendiğinizi görme ihtiyacı duyarlar. İkinci olarak, Bir şekilde ver-al formülü geliştirin. Bu tip insanlar yardım etmeli, vermeye alışmalı ama kendilerini rahat hissetmeleri için de sizden yardım almalılar. Buna ek olarak, bu tip insanların dilinden anlamaya çalışın. ‘Bana teşekkür etmeyin’ demek, ‘Övülmekten hoşlanmıyorum ama iltifat için teşekkürler’ demektir.

Onları reddetmemeye çalışın ve size ilgisinden dolayı çekinmeyin. Onlar ilk sizi düşünürler. Bunu sevdikleri için yaparlar, bu yüzden ilgi görmenin rahatlığını yaşayın. Bazı aşırı fedakar insanlar, kendinden çok fazla vererek sizi memnun etmeye çalışırlar. Eğer bu fedakar insanlar bir sınır çizmez ise siz çizin. Bir yardımı reddetseniz bile bunun sebebini açıklayın. Yardımcı olmakta ısrarlı olun, bu ilişkinizde bir denge oluşturacak ve fedakar kişinin her şeyi yapmasını engelleyecektir. Ve son olarak, onlarla konuşun. Sizin için en hoş şeyin onlarla boş vaktinizde beraber olmak olduğunu anlatın. Bunu yapmazsanız sizin neyi istediğinizden emin olamazlar.

Psikolog

Büşra Nur Avcu

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish