Eğitimde Pozitif Psikoloji

İçinde bulunduğumuz zamandaki gelişme ve değişimler hayatımızı birçok yönden etkilediği gibi eğitim alanında da etkisini göstermektedir. Değişen yaşam standartları ile beraber öğrencilerin eğitim ihtiyaçları da değişmiştir. Bu bağlamda eğitimin kişilerin, dolaylı olarak toplumun refah ve mutluluk seviyesini daha ileri götürmek gibi bir amacı olduğu söylenebilir.

Okullar öğrencilerin bilişsel, sosyal ve duygusal becerileri kazanmalarında giderek artan bir öneme sahip olmaktadır. Bundan dolayı, 21. yüzyılda okulların öğrencilerin çok yönlü gelişimlerini karşılaması gibi bir ihtiyacı oluşmaktadır (Waters, 2011). Bu bağlamda psikolojinin, özellikle pozitif psikolojinin rolü önem arz etmektedir. 2000’li yıllara kadar geleneksel psikoloji yaklaşımı birçok rahatsızlığın tedavisi için farklı strateji ve uygulama yöntemleri geliştirmiştir. Geleneksel yaklaşım sayesinde psikolojik rahatsızlıkların nedenleri ve dayandığı temeller daha iyi anlaşılmıştır (Terjesen, Jacofsky, Froh ve DiGiuseppe, 2004). Ancak bunların ötesinde psikolojiden, insanları daha mutlu etmesi ve genel olarak bireylerin kendilerini daha doygun hissetmelerini sağlaması beklenir. Daha yeni bir yaklaşım olan pozitif psikoloji, patolojiye yönelik değerlendirme ve tedavi anlayışı yerine bireyin özgün pozitif karakterlerine yoğunlaşmayı ve bireyin var olan potansiyellerini geliştirmeyi temel almaktadır (Terjesen vd, 2004).

Pozitif psikolojinin uygulama alanlarından biri olan pozitif eğitim alanı, son yıllarda araştırmaların ve uygulama örneklerinin daha da arttığı bir alan haline geldi. Eğitim kurumlarında pozitif psikolojinin uygulanmasının hem eğitim hem de öğrencilerin gelişimi açısından birçok faydası vardır. Green ve arkadaşları (2011) her geçen gün pozitif psikoloji uygulamalarını kullanan okul sayısının arttığını söylemişlerdir. Waters (2011) pozitif psikolojinin eğitimde iki şekilde kullanılabileceğini belirtmiştir:

  • Öğrencilere pozitif psikoloji becerilerini öğreten ayrıca bir “iyi oluş müfredatını” geliştirmek veya
  • Hâlihazırdaki müfredatın pozitif becerileri de içerebileceği bir “pozitif dönüş” gerçekleştirmek.

Her iki yönteminde amacı öğrencilerin pozitif deneyimlerine katkıda bulunmaktır. Dolayısıyla, literatürde de belirtildiği gibi öğrencilerin bu uygulamalardan fayda edinmesi beklenebilir. Waters (2011) öğrencilerin yaşam doyumu ve öznel iyi oluşlarının eğitimin bir parçası olduğunu vurgulayarak ve ihtiyaca yönelik literatürdeki okul temelli 12 pozitif psikoloji uygulamasını incelemiştir. Waters sonuç olarak pozitif psikoloji programlarının öğrencilerin iyi oluşlarına, ilişkilerine ve akademik başarılarına katkıda bulunduğunu belirtmiştir.

Pozitif psikolojinin eğitime nasıl uyum sağlayacağı konusunda, literatürde bazı çalışmalar mevcuttur. Örneğin, Terjesen ve ark. (2004) “Pozitif Psikolojinin Eğitime Entegre Edilmesi: Uygulama için Doğurgular (Integrating Positive Psychology into Schools: Implications For Practice)” başlıklı, okullarda pozitif psikoloji uygulamaları konulu bir makalede bu konuyu tartışmıştır. Türkçe alan yazında incelendiğinde eğitimde pozitif psikolojiden nasıl faydalanılacağı üzerine çalışmalar bulunmaktadır.

Eğitimin önemli bir parçası olan rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri de pozitif psikoloji odaklı olarak yürütülebilmektedir. Konuyla alakalı olarak, Eryılmaz (2013) eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde pozitif psikolojinin kullanılması konusunu tartışmıştır. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri temel olarak gelişimsel modeli esas almaktadır. Bu anlamda rehberlik ve psikolojik danışma, pozitif karakterlerin güçlendirilmesi yoluyla hem önleyici hem de gelişimsel bir yaklaşımı benimseyebilir niteliktedir.

Klinik Psikolog

Merve Cansu Çavuş

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish